Bu yazıyı yazıyorum çünkü biride benim gibi aydınlanırsa hayat ço…

Bu yazıyı yazıyorum çünkü biride benim gibi aydınlanırsa hayat çok başka olabilir. En azından bana göre.
Bundan bir gün önce 3-4 günlük bir hastalık sürecindeydim. Size de onu anlatacağım. Öğlen işten eve yemek yemeye geldiğimde (yaz tatilimi değerlendiriyorum evet) midem bulanmaya başladı. Gitmeden önce bir şurup içtim. Çok yemiştim o öğlen. Tamamen ondan olduğunu düşündüm. Kim bilirdi acillerde sürüneceğimi?
İşe geri gittim. Ama her yerim ağrıyor. Midem fena. Ama yazarınız durur mu asla. Hastada olsa o işe gidecek. Dayanamadım arkadaşlar. Babamdan izin aldım. Eve geri döndüm. Ağlayarak. Burnum tıkandığı için ağzım hafif aralık. Zorlukla adım atıyorum. Eve girince ağlayarak yattım.
Uyudum sürekli. Gece oldu. En korkunç gece o geceydi. Rüyamda sürekli koltuk tamir ediyordum. Sürekli insanlara koltuk yetiştirmeye çalışıyorduk. Rüya dediğime de bakmayın. Sürekli kalkıp yatıyorum. Hatta rüyada iki koltuk yetiştiricisini evlendiriyorduk.
İkinci gün nasıl geçti hiçbir fikrim yok. Gece oldu. Ben zaten saçma sapan her şeye ağlıyorum. Bir anda dayanamıyorum diye ağlamaya başladım. Beni bir buçuk iki günde 10 kusmayla hastaneye acile götürdüler.
Hastanede iki serum taktılar. Sonra doktorun kan testi istediğini öğrendik. Birde kan verdim. Sonra kan testinin sonucunu beklerken ambulans geldi. Birisi bıçaklanmış. Bizim minnak ilçemizde böyle şeyler hiç olmaz. Olayı birazdan anlatacağım. Sonra biz kan testi için onların gitmesini bekledik. Diğer ilçedeki hastaneye nakledildiler. Kan testimin süresi çok uzamış oldu yani. Kan testinde potasyumum çok az çıktığı için birde potasyum serumu taktılar.
Bakın bize potasyum serumunun çok uzun süreceğini söylemişlerdi. İki saat demişlerdi. Ama ben bu kadar geçmeyen zaman daha önce görmemiştim. Asla geçmedi. Sürekli uyumama rağmen. Birde bu serumu takarken kalbime vs cihaz bağladılar. Kalp atış hızım 100’lerdeydi hep. Hızlı kalbim vardır bsksbslsk. Bir kan tahlili daha istedi doktor. Verdim. Artık iki kolumda delikti. Acısı umrumda değildi geçmesini istiyordum sadece.
Gece üç gibi eve girdik. Yattım. Üçüncü gün olması lazım eve kardeşim için kurşun döktürmeye geldiler. Ben hastalıktan ölüyorum. Kardeşime kurşun döktüler. Yani yaptılar mı bilmiyorum ben görmedim.
Aslında düz salgın geçirmiştim. Mide bulantısı kusma ishal ateş. Klasik. Ama bende o kadar çok etkisi oldu ki. Hayatımın dersini aldım.
Utanarak söylüyorum ki eskiden paraya çok değer verirdim. Sağlık pek umrumda olmazdı. Para hep birinci sıradaydı. Şimdi ise paranın ne kadar önemsiz olduğunu gördüm. Ben hasta hasta yatarken benim yaşımdaki insanlara göre çok param vardı. Ama o para beni kurtaramadı. Yemek koydular önüme. Yiyemedim. En sevdiğim yemekleri söylediler yapalım diye. Reddetmek zorunda kaldım. En sevdiğim şeyi zorlukla yedim. Sonra kustum.
Önüme su koyuldu. Suyun tadını alamadım.
Bu hastalık sürecinde toplam 13 kez kusmuşum. Saymadım aklımda kaldı. Rekorum bu.
Bazı zamanlar oldu mide bulantısından ağladım. Bazı zamanlar oldu kusup durmaktan ağladım. Bazı zamanlarda yük olduğum için ağladım. Kendimi sürekli yük olduğum için ağlarken buluyordum. Bu hastalığın en zor kısmı psikolojik kısmıydı. Gerçekten sürekli ağladım. Ve sürekli neye ağladığını bilmeden ağlamak insanı çok yoruyor.
Hala hastalıktan kalan izler var. Yatağımın yanındaki o ilaçların olduğu komidin gibi. O kadar farklı farklı şuruplar içtim ki. (Hap içemiyorum) bir sürü içtim. Hastayken tat sıralaması yaptım. Kafayı bozdum.
Sağlık o kadar önemli bir özellik ki. Sayesinde tad alabiliyorsun hayata tutunabiliyorsun. Bir giderse puf. Elinde hiçbir şey kalmıyor.
Sağlıklıyken ve çalışırken hep biraz olsun dinlenmek istiyordum. Allah duamı gerçekleştirdi. Ama kötü bir yolla. Ayrıca utanarak söylüyorum ki o aralar biraz namazlarımı aksatıyordum. Ne kadar utanç verici. Allah beni böyle cezalandırdı. Çok haklıydı. 24 saatte 24 dakikamı dahi almayacak bir kulluk görevimi neden yapmazdı ki insan? Şeytana kanmıştım. Ama şeytan suçlu değildi, ben şeytana suç atmaya hevesliydim.
Az önce yazıma ara verip akşam namazı kılmaya gittim. Abdest almış kollarımı kurularken morarmış o ikinci kan aldırdığım yer dikkatimi çekti. Diğer taraftaki morarma az olsada ikinci taraftaki morarma daha çoktu. Bakarken bile ürperiyorum. İnanır mısınız? Psikolojik olarak canım acıyor. Onun orada olması ruhsal olarak canımı acıtıyor. Geçeceğini biliyorum ama sanki hiç geçmeyecek gibi.
“Her şey gelip geçicidir. Acılarında/mutluluklarında…” buna benzer bir söz görmüştüm. (Bu sözü benzesin diye ben uydurdum) çok haklı aslında. Hastalığım geçti mesela. Eski neşeyle konuştuğum arkadaşlıklarım geçti. Gelecekte de bu andaki her şey geçmiş gitmiş olacak.
Size bıçaklanmadan bahsetmiştim. Annemlerin anlattığı kadarıyla özetleyeyim. Köylerin birinde şenlik vardı. Orada da iki kişiyle birileri birbirine girmiş. Biri karnının altında sol taraftan bıçaklanmış. Diğerini bilmiyorum. Olay bildiğim kadarıyla bu.
Hastayken çok kilo verdim. Hep aynı şey oluyor. Hastalık atlatınca olmak istediğim kiloya yavaş yavaş gidiyorum. Tam ulaşıyorum derken bir anda hasta olup tüm kiloyu veriyorum. Ve kilomda yediğim miktara bağlı değil. O kadar yemeyle o kadar az kilo alınmaz abi. Sonra çirkinleşiyorum zayıfladığım için. Ve puf. Özgüvenin yok oluşu.
Hastayken canım sürekli hatay dürüm istedi. İyileşince Evde kendim yaptım. Aklımda çok yiyecek var. Onları da yapmak istiyorum. 😭. Yapacağım ben inanıyorum.
Galiba hastayken bahsedeceklerim bu kadar. Aklıma başka gelmiyor. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Hastalara Allah yardım etsin. Sağlıklılara Allah hasta olmamasına yardım etsin. Amin
“Sağlığınızın değerini bilin. O gittikten sonra hayatın bir anlamı dahi kalmıyor”
Kaynak: Tumblr
Bir yanıt yazın