Kırık ayna; Karalama #32Üstümde pembe kısa saten elbisemle dönere…

Kırık ayna; Karalama #32
Üstümde pembe kısa saten elbisemle dönerek dans ediyordum. Sarı saçlarım yüzüme ve vücuduma çarpıyor bense pek umursamıyordum. Arkada Blackpinkten bir şarkı çalıyordu. Bağırarak söylemeye başladım.
“우리 엄만 매일 내게 말했어 언제나 남자 조심하라고
사랑은 마치 불장난 같아서 다치니까, hey”
Telaffuzum berbat olsa da keyfim yerinde olduğundan umursamadım. Makyaj masasının önüne geldim, sandalyeyi çektim. Oturdum ve ürünlerimi çıkardım. Elimdeki ürünlerle makyaj yaparken şarkıya eşlik etmeye devam ediyordum. Elim arada çarpsa da aynaya bir şey olmuyor bende pek dikkat etme gereği duymuyordum. Kapatıcıyı sürerken elim yine aynaya çarptı. Ayna parçalanmıştı. Masadan doğrulup aynaya baktım. Kırık parçalar arasında yüzümü görebiliyordum. Elime bir kırık parçayı aldım.
Oldukça ilginç bir şekilde kırılmıştı. Bense öylece durdum. Aynadaki kızla bakıştım. Bu kırık ayna parçası aklıma eski anıları getirdiği için yerine bırakmak üzere eğildim. Tam bırakırken elim kesildi. Ağzımdan kısık sesli bir inleme döküldü. Yaraya baktım. Biraz derin bir kesikti.
Çekmeceden yara bandı aldım, plastikleri kenara koydum. İşaret parmağıma tam tırnağımın yakınına yapıştırdım. Ellerimde biraz çirkin dursana neşemi geri topladım. Dans ederek masanın başına oturdum. Rujumu sürmeye döndüm. Gözlerim istemsiz aynaya kayıyor olsa da özellikle bakmamaya çalıştım. Aklıma o anların gelmesini gecemi ağlayarak bitirmek istemiyordum.
En sonunda ayağa kalktım. Aynayı gözümün önünden kaldırıp her şeyi yine tarihe gömmek istemiştim. Ayağa kalktım. Çöp kutusunu alıp aynanın yanına gittim. Aynaya eğildim. Bir parçayı elime aldım. Aynayı elime alışımla gözlerim doldu.
~
“Anne baba ne olur çıkın. Allahım sen onları kurtar. Onlar senin günahsız kulların. Yapma bunları onlara. Hayır Allahım nolur Yarabbim”
Yerdeki soğuk kaldırım taşına oturmuş deli gibi ağlayıp bağırarak eve bakıyordum. Evden yangın dumanları rüzgarla uçuşuyordu, evin rengi siyaha dönmüştü. Etraftakiler dışında evden bir ses gelmiyordu. İtfaiye içeri girmiş olsada onların ailemi kurtarma ihtimalinin çok düşük olduğunu söylüyorlardı.
“Bırakın beni onlar ölecekse bende öleceğim”
Yangına koşmaya başladım. Geberip gitsemde onların ölümüyle baş başa kalmasam diye içimden geçiriyordum. Ben koşarken biri kolumdan çekti. Ağlamaktan gözlerim görmediği için dengemi kaybettim. Belimdeki bir el beni yere düşmekten kurtarıp kendine çekti. Sonra sarıldı. Kim olduğunu bilmiyordum. Ama deli gibi ağlamaya başladım. Kim olduğunun önemi kalmamıştı. Yalnızca deli gibi ağlamak kalmıştı. Hayattan soyutlanmıştım resmen.
Evin içinden gelen bir çığlık beni kendime getirdi. Uzaklaşmaya ve tekrar evin içine dalmaya karar verdim. O kişinin ellerinin gevşediği bir anda koşarak ondan kurtuldum. Arkamdan geliyor, bana sesleniyordu.
Cama yaklaşınca kapı aramak aklıma gelmedi, cama sıçradım. camı kırarak geçtim. Yangın alevleri içinde kalmıştım. Koşarak odaları gezmeye başladım. Kardeşimi yangın alevleri içinde buldum. Ağlıyor ve sesini duyurmak için bağırıyordu. Beni fark etti.
“A-abla”
Direk alevlerin içine atlayıp ona koştum. Tam arkama bir yanan tahta düştü. Kardeşimi kucakladım. Koşmaya başladım. Tavandaki tahtalar düşüyordu yanarak. Ayağım kırılmış bir tahta parçasına takıldı. Yere düştüm. Kardeşimi yangın olmayan kısma fırlattım.
“Atla”
Kardeşim şokla bana baktı. Korkuyla bağırdı.
“Sen ne olacaksın abla. Alsa olmaz”
ayağımı kurtarmaya çalışırken bağırdım.
“Gerizekalı ölmek mi istiyorsun. ATLA dedim sana. En fazla bacağını kırarsın, o da ölümden iyidir”
Kardeşim korkuyla baktı. Sonra camdan atladı. Dışarıda çığlıklar ve koşuşturma sesleri yükseldi. Ben ayağımı kurtarmaya çalışırken tam önüme yanan bir tahta düştü. Bir yandan ağlayıp bir yandan da ayağımı tahtadan çıkarmaya çalıştım.
“Hay ebesini …, çıksana artık. Ölmek istemiyorum çık”
Ayağımı çıkarmaya çalıştım. Resmen aşağı kata girmişti. Söverek çıkarmaya çalıştım. Tam o anda biri karşıma çıktı. Kim olduğunu bilmiyordum. Yangınların arasından geçip beni kucakladı. Eve girmemi engelleyen adamla aynı kokusu vardı, o bile olabilirdi. Beni çekti ama ayağım çıkmadı. Resmen bağırdım
“Ne olur beni kurtar. Lütfen”
Adam o kadar sert çekti ki ayağım tahtayı parçalayıp geçti. Acısa da bu boğucu dumandan iyiydi. Beni kucakladı. Koşmaya başladı. Her yer yanmıştı. O kadar çok duman vardı ki etrafı dahi göremiyordum.
Gözüme ışıltılı bir şey çarptı. Gözlerimi zorlukla açıp ona baktığımda o ışıktılı şey zamanında kardeşimin aynaları kırıp yaptığı tabloydu.
Benim gözlerimi almış olsada önüme döndüm. En sonunda camdan fırlayarak kurtulduk. İkimizde serin toprağa yattık. Hızlıca nefes alıyor, oksijeni sanki ilk kez kullanıyorduk. Kardeşim beni görünce koşarak yanıma geldi. Bana sarıldı. Ağlamaya başladık.
İtfaiyeciler iki tane sarı bir şeyle örtülmüş insan çıkardılar. Korkuyla kilitlendim. İtfaiyeciler bize döndü. Bizde onlara baktık. Resmen olduğum yerde acıdan iki büklüm olmuştuk.
“Aileniz. Biz girene kadar”
Kardeşimle aynı anda bağırarak sus dedik. Ailemizin yanına çöktük. Ağlayarak sarı örtüye sarıldım. Tüm mahalleli ağlıyordu. Bense hıçkırarak ağlıyordum. Kardeşim donmuştu. Ağlayamıyordu.
O adam yine yanıma geldi. Bana sarıldı. Bende ona sarıldım. Hüngür hüngür ağlamaya devam ettim. Hıçkırarak
“Allah suçsuz iki bedeni yanına aldı görüyor musun?”
(BU KAPAK FİKRİ NASIL OLMUŞ CANLARIM, YORUMLARDA BANA SÖYLEYEBİLİR MİSİNİZ?)
Kaynak: Tumblr
Bir yanıt yazın